Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
minimum variance
spin wave
repeated pruning
kummer group
Merchant Bank
lethal weapon
step over
except AIV-elements
can't be...
Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau
Geçmiş
Cümleler
"can't be..."
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 118 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
knot that can't be untied
i.
kördüğüm
2
Genel
be so affected by something that one can't think of anything else
f.
dünyayı gözü görmemek
3
Genel
can’t stand to be apart
f.
ayrı kalmaya dayanamamak
4
Genel
can't be bothered
f.
yapmaya istekli olmamak
5
Genel
be so affected by something that one can't think of anything else
f.
gözü başka hiçbir şeyi göremeyecek kadar bir şeyden etkilenmek
İfadeler
6
İfadeler
you can't be half pregnant
expr.
yarım hamile olamazsın
7
İfadeler
you can't be half pregnant
expr.
ya içindesin ya dışında
8
İfadeler
you can't be a little bit pregnant
expr.
ya içindesin ya dışında
9
İfadeler
you can't be a little bit pregnant
expr.
çok az hamile olamazsın
10
İfadeler
you can't be half pregnant
expr.
çalışmayanın kısmeti olmaz
11
İfadeler
you can't be half pregnant
expr.
üşenenin/erinenin oğlu kızı olmaz
12
İfadeler
you can't be a little bit pregnant
expr.
öylece ucundan olmaz kendini iyice bu işe vermen gerek
13
İfadeler
you can't be a little bit pregnant
expr.
ya herrü ya merrü
14
İfadeler
you can't be a little bit pregnant
expr.
gebelik yarım olmaz
15
İfadeler
you can't be half pregnant
expr.
ya hep ya hiç
16
İfadeler
you can't be a little bit pregnant
expr.
çalışmayanın kısmeti olmaz
17
İfadeler
you can't be half pregnant
expr.
ya herrü ya merrü
18
İfadeler
you can't be a little bit pregnant
expr.
üşenenin/erinenin oğlu kızı olmaz
19
İfadeler
you can't be half pregnant
expr.
canla başla çalışmak lazım öyle yarım ağızla/gönülle iş yapılmaz
20
İfadeler
you can't be a little bit pregnant
expr.
işin içine iyice gömülmek/girmek lazım/gerekli
21
İfadeler
you can't be half pregnant
expr.
gebelik yarım olmaz
22
İfadeler
you can't be half pregnant
expr.
işin içine iyice gömülmek/girmek lazım/gerekli
23
İfadeler
you can't be half pregnant
expr.
öylece ucundan olmaz kendini iyice bu işe vermen gerek
24
İfadeler
you can't be a little bit pregnant
expr.
ya hep ya hiç
25
İfadeler
you can't be a little bit pregnant
expr.
canla başla çalışmak lazım öyle yarım ağızla/gönülle iş yapılmaz
26
İfadeler
it can't be helped
expr.
baş gelen çekilir
27
İfadeler
it can't be helped
expr.
yapacak bir şey yok
28
İfadeler
can't be overstated
expr.
ne kadar vurgulansa azdır
Atasözü
29
Atasözü
what can't be cured must be endured
başa gelen çekilir
30
Atasözü
what can't be cured must be endured
çaresi yoksa katlanmak gerekir
31
Atasözü
beggars can't be choosers
karşılıksız istediğin bir şeyi seçme hakkın yoktur
32
Atasözü
beggars can't be choosers
birinden bir şey istersen umduğunu değil bulduğunu alırsın
33
Atasözü
beggars can't be choosers
karşılıksız bir şey istediğinde sana verilene razı olursun
34
Atasözü
beggars can't be choosers
misafir umduğunu değil bulduğunu yer
Konuşma Dili
35
Konuşma Dili
an offer that can't be refused
i.
reddedilemeyecek bir teklif
36
Konuşma Dili
an offer that can't be refused
i.
geri çevrilemeyecek bir teklif
37
Konuşma Dili
can't be doing with (something)
f.
(bir şeyi) kesinlikle kabul/tolere edememek
38
Konuşma Dili
can't be doing with (something)
f.
(bir şeyi) hoşgörüyle karşılamamak
39
Konuşma Dili
can't be doing with (something)
f.
(bir şeyi) hiç kaldıramamak
40
Konuşma Dili
can't be doing with (something)
f.
(bir şeyden) hiç hoşlanmamak
41
Konuşma Dili
can't be doing with (something)
f.
(bir şeye) hiç katlanamamak/tahammül edememek
42
Konuşma Dili
can't be bad
expr.
o kadar da kötü olamaz
43
Konuşma Dili
can't be bad
expr.
işin ucunda (bir şey de) var
44
Konuşma Dili
can't be bad
expr.
hiç yoktan/en azından (bir şey de) var
45
Konuşma Dili
can't be bad
expr.
hem bak/hem de/hadi ama (bir şey de) var
46
Konuşma Dili
can't be bad
expr.
fena mı
Deyim
47
Deyim
can't be bothered
f.
rahatını bozamamak (erinmek)
48
Deyim
can't be doing with something
f.
görmezden gelmemek
49
Deyim
can't be doing with something
f.
müsamaha etmemek
50
Deyim
can't be doing with something
f.
müsamaha göstermemek
51
Deyim
can't be doing with something
f.
göz yummamak
52
Deyim
can't be doing with something
f.
hoş görmemek
53
Deyim
can't be doing with something
f.
idare etmemek
54
Deyim
can't be in two places at once
f.
her yere aynı anda koşamamak/yetişememek
55
Deyim
can't be bothered (to do something)
f.
(bir şey yapıp/yapmak için) rahatını bozamamak
56
Deyim
can't be bothered (to do something)
f.
(bir şey yapmaya) istekli olmamak
57
Deyim
can't be bothered (to do something)
f.
(bir şey yapma) zahmetine girememek
58
Deyim
can't be bothered (to do something)
f.
(bir şey yapmaya) erinmek/üşenmek
59
Deyim
can't be in two places at once
f.
aynı anda iki yerde birden olamamak
60
Deyim
can't be in two places at once
f.
on tane eli olmamak
61
Deyim
what's been done can't be undone
expr.
başa gelen çekilir
62
Deyim
beggars can't be choosers
expr.
dilencinin seçme hakkı yoktur
63
Deyim
if you can't be good be careful
expr.
(eğer) uslu duramayacaksan,(o zaman) dikkatli ol (davran)
64
Deyim
can't be bad
expr.
hiç de kötü/fena değil
65
Deyim
can't be bad
expr.
kötü/fena sayılmaz
66
Deyim
(it) can't be helped
expr.
elden bir şey gelmez
67
Deyim
can't be helped
expr.
çaresi yok
68
Deyim
(it) can't be helped
expr.
ne çare
69
Deyim
can't be helped
expr.
ne çare
70
Deyim
(it) can't be helped
expr.
çıkar yol yok
71
Deyim
(it) can't be helped
expr.
çaresi yok
72
Deyim
(it) can't be helped
expr.
yapacak bir şey yok
73
Deyim
can't be helped
expr.
elden bir şey gelmez
74
Deyim
can't be helped
expr.
çıkar yol yok
Konuşma
75
Konuşma
can't be sure
f.
emin olamamak
76
Konuşma
it can't be helped
expr.
ne çare
77
Konuşma
it can't be helped
expr.
çıkar yol yok
78
Konuşma
it can't be helped
expr.
çaresi yok
79
Konuşma
it can't be helped
expr.
elden bir şey gelmez
80
Konuşma
what's done can't be undone
expr.
olan oldu
81
Konuşma
I can't promise but I'll try to be there
expr.
söz veremiyorum ama orada olmaya çalışırım
82
Konuşma
I can't promise but I'll try to be there
expr.
söz veremiyorum ama gelmeye çalışırım
83
Konuşma
I can't be dead
expr.
ölmüş olamam
84
Konuşma
you can't be serious
expr.
ciddi olamazsın
85
Konuşma
you can't be serious
expr.
inanmıyorum!
86
Konuşma
you can't be serious
expr.
şaka yapıyorsun!
87
Konuşma
you can't be serious
expr.
yok artık!
88
Konuşma
you can't be serious!
expr.
atıyorsun!
89
Konuşma
you can't be serious
expr.
dalga geçiyorsun!
90
Konuşma
you can't be serious
expr.
hadi canım!
91
Konuşma
you can't be serious
expr.
yok daha neler!
92
Konuşma
you can't be serious!
expr.
ciddi olmazsın!
93
Konuşma
you can't be successful every time
expr.
her zaman başarılı olamazsın
94
Konuşma
we can’t be here all day
expr.
bütün gün burada olamayız
95
Konuşma
you can't be too careful
expr.
ne kadar dikkatli olsan azdır
96
Konuşma
you can't be happy all the time
expr.
her zaman mutlu olamazsın
97
Konuşma
I can't be someone I'm not
expr.
olmadığım biri gibi davranamam
98
Konuşma
it can't be true!
expr.
doğru olamaz!
99
Konuşma
it can't be true!
expr.
bu doğru olamaz!
100
Konuşma
it can't be that bad
expr.
o kadar da kötü olamaz
Bilgisayar
101
Bilgisayar
can't be moved
expr.
taşınamıyor
102
Bilgisayar
can't be recorded
expr.
kaydedilemiyor
Kısaltma
103
Kısaltma
cba (can't be arsed)
f.
hiç uğraşmak istememek
104
Kısaltma
cba (can't be arsed)
f.
hiç kendini yormamak
Argo
105
Argo
can't be arsed
f.
(bir yere vb. gitmek için) kendini zorlamamak
106
Argo
can't be arsed
f.
kendini sıkmamak
107
Argo
cba (can't/couldn't be arsed)
f.
hiç uğraşmak istememek
108
Argo
cba (can't/couldn't be arsed)
f.
hiç kendini yormamak
109
Argo
(one) can't be arsed [uk]
expr.
(biri) kendini sıkamaz
110
Argo
(one) can't be arsed [uk]
expr.
(biri) istekli değil
111
Argo
can’t be arsed (to do something) [uk]
expr.
(bir şey yapmak için) kendini zorlayamaz
112
Argo
(one) can't be arsed [uk]
expr.
(biri) kendini zorlayamaz
113
Argo
(one) can't be arsed [uk]
expr.
(biri) rahatını bozamaz
114
Argo
(one) can't be arsed [uk]
expr.
(biri) gönülsüz
115
Argo
can’t be arsed (to do something) [uk]
expr.
(bir şey yapmak için) kendini sıkamaz
116
Argo
can’t be arsed (to do something) [uk]
expr.
(bir şey yapmak için) rahatını bozamaz
117
Argo
can’t be arsed (to do something) [uk]
expr.
(bir şey yapmak için) istekli değil
118
Argo
can’t be arsed (to do something) [uk]
expr.
(bir şey yapmak için) gönülsüz
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of can't be...
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy